
Sarıkamış Türküsü
Soğuk rüzgâr vurunca tepelere,
Birden titremişti Türk askeri.
Hani neden geçemedik demişti,
Burada kazanacağız dediğiniz tepeleri.
Hava soğuk buz gibiydi.
Giydikleri yırtık, soğuk ve inceydi.
Ama vatanları için kürk dedikleri,
Altın birer kefendi.
Karlı tepelerde işleyen sis
Türk askerinin iki dudağından çıkan,
Kalplerinde imanla dolan
Ayetel Kürs-i idi.
İnsanlık tarihi şahit olsun
Vatanı sevmek budur işte.
Kara saplansa da ayaklar,
Hiç bu kadar yara açılmamıştı Türk’ün kalbinde.
İşte sonbaharda dalından kopup
Yerlere dökülen renkli yapraklar gibi,
Altın kalbi ile tek tek dökülüyordu Türk askeri
Ağlamaktan biten Allahuekber Dağları’nın üstüne.
Bir değil, yüz değil, bin değil
Adı dağlara yazılsa sığmayacak
Bin yıl sonra bile unutulmayacak doksan bin şehit
Burası Sarıkamış, cennete giden geçit.
Adeta kilometrelerce yola
Dökülmüştü doksan bin inci,
Allahuekber Dağları
Onların nuru ile güneşlendi.
Şimdi onları bir gün değil
Bin gün bile anmak yetmez.
Çünkü kalplerdeki yara
Asla ama asla dinmez.
Abdurrahman Kondal



