Olgun Özkan'dan Şiirler
KARALAMA
Saçma salak teoriler, insanlar samimiyetsiz
Kendini övüyor herkes, havalanıyor gereksiz
Namaza giden küfretmiyor niyetsiz
Gençler hedonist, kaybolmuş ve ereksiz
Hoşuna gitmediyse boşuna, ne dersin
Keyfin için oyun açıp seyredersin
Artık haramla işleniyorsa din dersin
Hayat bildiğini okur sen sadece dinlersin
Soran olursa zamanın yok kitaplara
Oyunlarla geliştiriyormuş zekasını
Alışmış hakaret, küfür dolu hitaplara
Bırakır, tutmaz bile iki gün yasını
Her kelimesi sanki tüylerini yolar
Maalesef bedeniyle zekası denk
Baygınlık hissi gelince her şey solar
Teker teker, sayrı sayrı, renk renk.
***
KEFALET
Gözünü kan bürümüş karanlık gecelerin
Bir yanında zevk, sefa bir yanında sefalet
Manasını çözmesi zor sahipsiz hecelerin
Dansözce kıvırmakla ödenmez bu kefalet
Kimi içki, kumarda her gün haddi aşarken
Kimi cepte tomarla usulünce yaşarken
Kiminin suç dosyası bardağını taşarken
Doğru yoldan sapmakla ödenmez bu kefalet
Kaptansız bir geminin çetin bir yolu vardır
Bu yolun enlemesi bir tek tabut kadardır
Korunması gereken yegane unsurlardır
Varı hiçe saymakla ödenmez bu kefalet.
***
Geceler
Bazı geceler kendimi gökteki yıldızları saymaya adarım, senin için
Bitene kadar bakarım
Semaya
Karanlık sırdaşım, yıldızlar yoldaşım oluverir
Böyle, bir anda
Gece boyu seni anlatırım
Ay'a
Seni, "Güneşi"
Neşelenir
Bir dolunay çıkar
Daha şiddetli yansıtır ışığını
Dünya'ya
Sana daha çok bağlanırım,
Böyle bir anda..
Haykırışlara kulaklarımı tıkar
Sana koşar, sarılırım
Bilsem ki kör olacağım
Bilsem ki yanacağım
Işığından
Yılmam
Dört elle sarılırım
Çünkü
Ben sana bir gün sarılmasam
İkinci gün gelmek bilmez,
Bilirim...
Bazı geceler gökteki yıldızları saymaya adarım kendimi, senin için
Neden?
Niçin?
Neyin var?
Diye sorarlar, söylerim:
Birkaç tane yarım kalmış şiir
Ölçüsünü tutturamadığım heceler
Ve bir de;
"İyi geceler" demedi diye geçmeyen, geceler.
***
Şiire Veda
Sanırım artık yeteneğimi kayıp ettim.
Kalem kağıda küs olmuş
Elim kaleme gitmiyordu
Sorma be şiir “sevdalı mısın?” diye.
Bu sitemin ne diye?
Bilmez misin şairin şiiri, acı çektiği kadar
Yârin gülüşü kalbime süs olmuş
Ne yaparsam yapayım yitmiyordu
Sorma be şiir ben nereden bilecektim,
Böyle bir yazıp bir silecektim.
Evvelden bir kafiye bulur aklımıza kazardık
Sonra kağıdı bulunca ilk iş yazardık...
Ah be eski günler,
Sen de bize iyi dert verdin
Ve ondan da öte, iyi ders verdin
Artık elimizde var bugünler...
Benden artık bu kadar
Bir daha gözlerim hüzünle dolmayacak
Bakacağım, gecelerde; anlı ak semaya
Ve “onun” yüzü orada olmayacak
Düşüncelerim değecek yalnızca, aya
Peşi sıra kin tutacak tüm Dünya
Soracaklar; Nasıl kıydın şu, yalnızca aya?
Cevabım daim yarınlara, usandım artık eskilerden,
Kafamda çalınan üstü tozlu ezgilerden...
“Geçmişi ardımızda bırakalım Dünya!”
Diye haykırsam kim bilir ne kadar güleceksin,
Çünkü ta kendisisin geçmişin DÜN-YA
Yaa şiir, görüyorsun ya
Bir geçmişten sıyrılmanın hikâyesidir bu
Bir alışılmışlığı yıkmanın gayesidir bu
Sana şimdi burada elveda desem,
Geçmişimizle de veda edebilecek miyim?
Geçmişin kendisidir Dünya, yaşam
Sana veda demek, Dünya’ya veda demektir.
Dünya ve bir Dünya insan
Ama sadece
Bir insan Dünya’m
Her veda bir başlangıçtır derler
Biz yolumuza devam edelim
Affet be şiir, sana da büyük ayıp ettim...
Olgun ÖZKAN


