RUHUMU ÇİĞNERCESİNE
Herkes ruhumu çiğnercesine
Koşturuyor yeryüzünde…
Ben utanıyorum,
İnsan kalmaya
İnsanlar kadar…
İçimde kim olduğunu bilmediğim biri var.
İçimde
Ölmeye yüz tutmuş tüysüz kuşlar,
Yarısı içilmiş bir fincan,
Yakası yırtık bir adam…
Milattan önce hiç kimse
Milattan sonra hiç kimse
Sevdiğini yakmadı bu kadar!
Bir kral edasıyla
Gezinen, İspanya’da
İhtiyarlığa savaş açmış kuğular
Ve zeytin ağaçları kadar
Yaslıyım bu aralar.
Herkes ruhumu çiğnercesine
Koşturuyor yeryüzünde…
Yüzüm tutmuyor yarınlara.
Taa Hallaç zamanından bu yana
Ağıda başlayan sular
Susmadı hala…
İçimde aslan sesli cellatlar var!
İçimde bilmezden gelenler
Bilmeyenler,
Bilmeyi istemeyenler…
Tantal işkencesine düştüm bu sıralar.
Ah o sıralar…
Adlarımızı kazıdığımız,
Küfrettiğimiz matematiğe bir ağızdan,
Uyuyakaldığımız öğreten başını kaldırana kadar,
İlk defa sevdiğimiz
Nefret bağımlısı sıralar!
Herkes ruhumu çiğnercesine
Koşturuyor yeryüzünde…
Ağaç desenli duvarlara
Ve dağlara
O güvendiğimiz
Karlar yağdı galiba.
İçimde yarası yanıklar var.
İçimde köşeler, bucaklar, uzaklar…
İçimde körleşmiş kurtlar
Ve kurtlara kurulmuş tuzaklar…
Unutulmuş alışkanlıklarımızı bırakıp bir tarafa
Çeyiz sandıklarında gizlenen
Yaşı geçmiş gelecekler derlemeliydik.
Ama bilemezdik köprülerin yıkılacağını,
Bilemezdik susanın suçlanacağını.
Şimdi bu cahil medeniyet için
Mimler işlemeliyiz tüm gücümüzle.
Dizip yüz tane yılı üst üste
Defnelerin nazlanmadığı,
Islanmadığı sayfaların,
Ağlamadığı seyyahların,
Hudutları keçe halılarla döşeli
Diyarlar bulmalıyız!
Sonra dönüp güneye
İçimizdekilere inat
Lisanımızın tadı eskimeden
Meleştiği kuzuların,
Oynaştığı çocukların
Haneler kurmalıyız.
Biz bu yollara düşmüş
Cemreler olmalıyız…
MUHAMMET BARAN ASLAN


