Kar ve Ter
Kar ve Ter
En son bulutlara anlattım derdimi
Fransızca birkaç kelime
Manası belirsiz
Birkaç silah sesi karaciğerimde
Sokak lambası patlak
Elimde bir sıcaklık
Adımlarım küsmüş ayaklarıma
Paltom yere değiyor
Dizlerimin üstüne çöktüm
Sakin bir melodi çalıyor
Uzandım kaçan bulutlara
Bir güneş parladı kaşımda
Elim hala sıcak
Kırmızı bir koku sardı gözlerimi
Altımda gıcırdadı toprak
En son bir tarla faresi gördü beni
Kulağıma fısldadı
"Seni şimdi yiyeceğim"
Yoldu bitti
Attı tavuğu diğerlerinin yanına
Kar yağıyordu kümesin içine
Bense çay demledim tavukların kar yağışına içlenişine
Soldu çiçekler
Açtı bir kuru dal sobanın içinde
Kordu küçük çakmak birden alevlendi tütün oturuverdi dişine
Dağ evinde kış başka
Oturdum kestanenin pişmemiş kahvesine bıçağımla
Tüten duman çağırıyordu uzaktan beni
Duman da bendim oysa
Tüttüğüm gibi kayboldum ağaçların en yüksek dallarının arasında
Güneş karlar altında kaldı
Ay'ı cebimden çıkarma vakti
Gözüm daldı şömine çatırtısına
Fransızca kesilmedi
Konuştukça konuştu fotoğraflar
Gramafonda yarısı beyaz bir plak
Manasız bir melodi çalan
Kedi bağırdı "Elveda"
Şakaklarımda kar terleri
Çay döküldü üstüme
Duman dondu kaldı gökyüzünde
Karaciğerimde kurşun yarası
Tarla faresi tükürdü yüzüme
Elim hala sıcak
Safa Akçay



