Ney
Türk müziği, dünya müzikleri içinde en zengin müziklerdendir. Çünkü Türk milleti dünyanın çok değişik yerlerine yayılmış; içinde çok çeşitli halkların yaşadığı büyük imparatorluklar kurmuş; karşılaştığı her kültürden bir şeyler almış; dil ve edebiyatıyla birlikte müziğini de geliştirmiştir. Nasıl ki Divan edebiyatı, Arap, İran ve Türk edebiyatının zengin bir karışımı ise; klasik Türk müziği (Osmanlı musikisi) de Arap, İran, Türk ve Balkan müziklerinin renkli ve zengin bir kompozisyonudur.
Klasik Türk müziği deyince o müziğe özgü çalgılardan da bahsetmek gerekir. Ud, kanun, tanbur, ney ve kaval gibi çok zengin bir çalgı koleksiyonu vardır eski müziğimizin. Hatta öyle ki Türk müziği parçaları Batı çalgılarıyla çalınamamaktadır. Örneğin klasik müziğimizde sadece re sesi dokuz parçaya bölünmüştür. Batı çalgılarında ise bu komaları karşılayacak sesler bulunmamaktadır.
Bu yazıda ben sizlere kendim de meraklısı olduğum ney çalgısından bahsetmek istiyorum. Ney Arapçada nây adıyla anılmış; çalan kişiye de nâyî denmiştir. Farsçada ise ney denmiş; çalan anlamında zende kelimesi eklenerek neyzende olmuş; zamanla –de hecesi düşmüş ve neyzen olarak kalıplaşmıştır.
Neyin ortaya çıkışıyla ilgili çeşitli rivayetler olmakla birlikte yaygın görüş; rüzgarın kamışlarda çıkardığı sesten esinlenme yoluyla kamışların kesilip üflenerek ses çıkarılmasıyla ilk neylerin yapıldığı şeklindedir. Daha sonraları bu ilkel neyin gövdesinde delikler açılarak farklı seslerin çıkarılması aşamasına geçilmiştir.
Günümüzde kamış neylerin yanında plastik neyler de üretilmektedir. Plastik ney üretimi hem maliyet hem de emek bakımından ucuz ve kolaydır. Kamıştan ney üretimi ise oldukça zahmetli, uzun bir sürece yayılan ve sabır isteyen bir iştir. En başta kamışın kalitesi önemlidir. Sonra büyük bir hüner ve birikim gerekir.
Ney denince akla ilk başta tasavvuf müziği gelir. Mevlana’nın mesnevisinde ney üzerine yazılmış parçalar vardır. İlahilerin hemen hepsinde ney kullanılır. Fakat neyin kullanım alanı tasavvufla ve ilahiyle sınırlı değildir. Türk halk müziğinde ve Türk sanat müziğinde; hatta bazı Pop müzik şarkılarında bile kullanılabilmektedir. Ülkemizi 1997 yılında Eurovision şarkı yarışmasında temsil eden Şebnem Paker’in “Dinle” adlı şarkısında da ney kullanılmıştı ve üçüncü olmuştu. Türk müziği motifleriyle süslenmiş şarkıda bağlamayla birlikte ney sesi bütün Avrupa’ya dinletilmişti.
Doğu ezgilerinin en bilinen özelliği yanık olmalarıdır. Bu yanık ezgileri de yanık sesli neyden daha iyi hangi çalgı anlatabilir. Ney sesi dinleyende hiçbir neden olmasa bile bir tatlı hüzün uyandırır. Belki de bilinçaltımızda ney tasavvufla birleştiğinden neyin uzun uzun ve yanık inleyişi, dünyanın geçiciliğini ve ölümü çağrıştırır pek çok insana. Arada bir ölümü hatırlamak ise; hiçbir sınır tanımayan ve hiç ölmeyecekmiş gibi sonsuz hırs ve heveslerle hem bizi, hem de çevremizdeki insanları yorup üzen egolarımızı (nefsimizi) dizginlemeye yardımcı olabilir.
Ben de 2018 yılının mart ayından beri ney ve kaval öğrenmeye çalışıyorum. Ney sesi gün içindeki bütün yorgunluğumu alıyor diyebilirim. Hayatın çoğu zaman tatsız ve sıkıcı gerçekliğinden bunalıp kaçmak istediğimizde müziğin ve edebiyatın renkli düş bahçesinde gezmekten daha iyi bir avuntu yoktur. Herkese müzik ve edebiyat dolu günler dilerim.
Hikmet TOPAK
TDE Öğretmeni


