
KALDIRIM ÇİÇEĞİ
İlk demlerinde bir krizantem, bir papatya…
Rüzgârlar okşuyor alacalı yapraklarını.
Bir çocuk geçiyor üstünden, bir kuş uçuyor,
Yağmurlar doldurmaya çalışıyor içindeki çatlağı.
Ben geçiyorum kiremidin acı tonlarındaki kaldırım taşlarından,
O salınıyor, türküler çağırıyor acısına.
“Ey güzel kaldırım çiçeği” diyorum.
“Duymuyor kimse seni!”
Soluyor, hastalanıyor sonra narin bedeni.
Yağmur yağmaz oluyor,
Sıcaktan kuşlar kanatlarındaki tüyleri dökmüş…
Bizim Zümre yine hüzünlü.
Karşıdan bir Tahir geliyor, selvi gibi boy, ay gibi gülüş.
Narin bedeninden tutuyor çiçeği,
Kokusundan mest olmuş…
Acılarını kök salmış o küçük çatlaklarda,
Bir dolu umutlu kaldırım çiçekleri;
krizantemler, papatyalar, mis kokulu reyhanlar…
Bekliyor seni, beni, umudu…
Eylül Gündüz



