Ulan İqbal
Ulan İqbal
4’ünde satıldın
5’nde çarptırıldın
6’nda dayak yedin
7’nde kırbaçlandın
8’inde yamulmuştu omurgan
9’unda ayıldın
10’unda ise ancak
5 ayak boyundaydın.
Fabrikadan kaçtın
Polise sığındın
Ne dinler zalim
Mazlumun halini
Bıraktı seni
Fabrikaya geri
Hem de zincirli.
İkinci seferinde
Girdin bir toplantıya
BLLF’ye, Ehsan’ın yanına
Yasaklanmıştı peishgee
Hazırladın belgeleri
Fırlattın suratına
Fabrika sahibinin.
Özgürdün artık
34 arkadaşınla.
Yetmezdi bu sana
Özgür olmalıydı
Tüm çocuk işçiler,
Yok edilmeliydi
Bütün peishgee’ler.
Elleri dokuma tezgahlarında değil
Elleri tuğla fırınlarında değil
Ellerinde aletler değil,
kalem olmalıydı çocukların.
Ah İqbal
Bir konuşurdun ki
Dururdu tüm devran
Seyrederdi seni
Kalplerde cereyan.
Kurtuluyordu sayende
Birer birer tüm işçiler
bitmişti artık
dokumadaki günler.
Özgürlük zamanıydı serçelerin
Şehirler, işçiler, çocuklar, gençler
Bekliyordu seni
Aklını koymuştun bir kere
Dönmek yoktu geri.
Pakistan’dan sonra
Yeni Delhi’ye
Avrupa’ya
Sonra Rebook ödülü için
Doğru Amerika’ya.
İnletiyordu yumruğun
Beyinlerini sömürücülerin
Hareketlendiriyordu sözlerin
Mazlum çocuk işçileri.
Eşitti insanlar
Eşit kalmalıydı hep
Değildi kimse kimsenin
Borçlu kölesi
Peishgee’lisi.
12 yaşındaki
İqbal’im sen
Kocaman herif gibiydin
Sanki dağları devirecektin
Bir lider geliyordu
‘Hazır ol dünya’
diye bağırıyordu.
Pakistan’a döndün
Şehrine, köyüne
Özlemiştin akranlarını
Sarıldın annene,
kuzenine.
Birkaç gün sonraydı
Binmiştin bir bisikletin önüne
Arkanda kuzenlerin.
Geceydi, karanlıktı
Biri çıktı önünüze
Silahı gördü İqbal
12’lik av tüfeği!
Anladı, atladı bisikletten
Koştu son sürat
Belki bir şans...
Dinlemedi zalim
Boşalttı tüm şarjörü üstüne
Sırtından vurulmuştu İqbal,
Eğilmiş sırtından.
Kanlar içinde kaldı evren.
Bedeni 5,
Gerçeği 12,
Aklı 50 yaşındaki İqbal
Ah İqbal
Canım İqbal
Yakmalı halı mafyasını
Yakmalı çocuk işçi patronlarını
Ah, yakmalı bu dünyayı
Sana sahip çıkamadı...
İlker Keleş


