Hasret Ülkesi
Desem ki
Her şey seni hatırlatıyor bana
Hayatın yelkeninde önce dalgalanıyorum
Sonra içimisever bulvarında duruluyorum
Hep sevdim,hiç sevilmedim pankartları dizilmiş sıralanıyor
Sesinin, hoş sesinin yeşilliğiyle serinliyorum
Dilimden elime vuruyor imkansızdaki gizi topaçta döndürüyorum.
Seni düşünüyorum tek ayak üzerinde
Bir,iki derken sendeliyorum yaramaz yaralarımda
Kalbimin raflarına yayılıyor karahindiba masalı
İçime işliyor nakış titizliğiyle dikilmiş sesin
Ne vakit yaşamayı hissetsem ruhum kavuşur lacivert taşına
Her eylül de,dört eylül de göçmen yıldızlar yaşlar ağacına konarlar
Sokak lambaları sarının umudunu taşır sessizliğe
Anladım ki
Geceyle birleşir koyuluk,zemheri
Kalpeylem isyana hazır
Tek renk oluyor eylül bakışlı ekilmeyen ekim
Başkaldırıyor : Çiçekler de sudan bıkmış, balıklarda
Devinim rüzgarı kuytu salıncağında sallanır
Onu yedi de uçar geceye hasret gündüzcü kuşu
Her gece gelip gündüz giden hasret ülkesi.
İkra Yükseler


