Aslım Çöplüğü’nde Bir Çocuk
Sessizdi Ahmet
Dokuzdu yaşı
İşçiydi Aslım çöplüğünde
Konuşmazdı kimseyle
Anası babası ölmüş derlerdi
Abisi atmış sokağa
Bağımlı olmuş maddelere
Aslım çöplüğünde kazandığı parayla
Giderdi her akşam Konya’ya
Verirdi tüm parasını maddelere
Şafakla yine başlardı çalışmaya
Kolay mı ekmek kazanmak Aslım çöplüğünde
Sinekler dolu küçükten büyüğe aldan yeşile
Kediler köpekler kuşlar her biri ekmek peşinde
Almış başını gider kokular Meram’a bile
Sessizdi Ahmet lekeliydi kirpikleri
Açılmamış bir kilitti yüreği
Bir gün kaldırdı başını
Meram dağında gün batımı
Abiler dedi
bilir misiniz siz şu an
Kaç çocuk doğdu
kaç baba sevindi
kaç düğün var
Kaç damat mutlu
Bilir misiniz siz şimdi
kaç çocuk öldü
Kaç babanın gözü yaşlı
Kaç çocuk düştü sokaklara
Kimsesiz kaldı
Siz bilir misiniz abiler şu an
Kaç kaza oldu dünyada
Kaç çiçek açtı
kaç ağaç yandı
Saydı da saydı Ahmet
Şaşkınlaşan işçiler
Hayretle Ahmet’i dinlemekteler
Ne oldu da bu sessiz çocuğa
Açıldı böyle dili
Oysa ne kadar utangaçtı
Almazdı uzatılan ekmeği
Açlıktan ölse bile
Kendi kazanmalıydı ille
Toprak kokan elleriyle
Bir sırdı sesi bile
Bir çocuk mu karşımızdaki
Yoksa filozof mu
Yüreği yaralı bir şair mi dediler
Aslım çöplüğünde işçiler
O akşam yine gitti Ahmet Konya'ya
Arkasından baktı işçiler ilk kez
Bir görünmez nokta olana kadar
Baktılar ha baktılar
Gidiş o gidiş
Bir daha dönmedi Ahmet Aslım çöplüğüne
Siz bilir misiniz abiler kardeşler
şu an
kaç çocuk gitti de
gelmedi hiç
Ve bir şarkı koptu Aslım çöplüğünde
işçilerin yüreklerinden:
Aslım çöplüğünde bir çocuk
Çocuk değil sanki tomurcuk
Yeşil gözleri boncuk boncuk
Yaşını sorarsan dokuzcuk
Doksanların sonlarıydı sene
Ahmet ti o daldı mı çöplere
Aslan kesilirdi birdenbire
Yeşil tırnakları yara bere
Önünde dağ gibi çöp yığını
Aşar boyu Meram dağını
Ayrıştır topla her birini
Beyoğlu değil burası Aslım Çöplüğü
Demirhan Atilla


